Coğrafi ve Topografik Bazı Bilgiler

Bedr, beyzî şekilde, sekiz – dokuz kilometre boyunda ve altı buçuk kilometre eninde bir ovadır ve etrafı yüksek dağlarla çevrilmiştir. Bu ova, Vadi Safra’ yakınına kadar uzanır. Medine, Mekke ve Su­riye’ye giden yollar, bu ovada birleşmektedir. Bu sa­hanın ortasına isabet eden yere Türklerin idaresinde iken, idarecilerden Şerîf Abdü’l-Muttalip, kuvvetli bir kale yaptırmıştır. Fakat 1939 senesinde harap bir hal­deydi; az evvelki notta işaret ettiğimiz gibi sonradan burada yeni bir okul binası inşâ edilmiştir.

 

Arazi taş ve çakıl ile kaplıdır. Fakat cenubu garbisinde ise top­rak yumuşaktır. Bazı yerlerdeki hareketli kumlar Hz. Peygamber (S.A.) devrinde bile aynen müterakim bir haldeydi. Tarihçiler kaydediyor ki Bedr muharebesi günü yağmur yağmış ve neticede Kureyşîlerin ordugâhının bulunduğu saha bataklık haline gelmiş­tir. Buna mukabil her an tozu dumana katan Müs­lümanların tarafındaki arazi yağmur sebebiyle pek-leşmiş ve sertleşmiş, onların lehine çok müsait bir duruma gelmiştir. Aynı yumuşak toprak şimdi mün-bit bir vahadır.

 

Bedr ovası civarındaki dağlar muhtelif isim­ler alırlar. Bunlardan ovanın her iki başında kısır, kumluk, beyaz tepelere sahip olanları Kur’ân-ı Ke-rim’in vahy olduğu günlerdeki gibi, hâlâ «al-Udvat’üd-Dünyâ» ve «al-Udvat’ül-Kusvâ» diye isimlendirmektedir. Bu ikisi arasında yüksek bir dağ vardır ki, şim­di Cebel Esfel diye adlandırılmaktadır. Daha sonra gö­receğimiz gibi, Ebû Süfyan’ın idaresindeki Kureyşli-lere ait kervan Bedr’den geçmeksizin bu dağın arka­sında durmuş (Kur’ün, 8/42: «… kervan ise (sizin) da­ha aşağı(nız)da») ve Kızıl Deniz sahilini takiben yo­luna devam etmiş ve bu arada Hz. Peygamber (S.A.) tarafından pusuya yatırılmış olan müfrezeden de kaç­mağa muvaffak olmuşlardır.

 

Vâkıdî diyor ki  «Bedr, sahilden bir günün bir kısmında katedilebilecek bir mesafededir.» Cebeli Esfel’e çıkan biri, Kızıl Denizi kolaylıkla görebilir; bu mesafe onbeş-yirmi kilometre kadardır. Şurası muhakakktır ki, deve yürüyüşü ile oraya bir gün içinde varılamaz. O halde ya deniz çe­kilmiştir veya müverrih Vâkıdî hataya düşmüştür.

Posted in Bedr Hakkında | Leave a comment

Bedir Şehri

Bedir Şehri

Bugün Bedir büyük bir kasabadır. Taştan yapılmış ve bura halkınca Kasr denilen binlerce ev vardır. İki camii vardır: Biri günlük namazlar için olup küçük bir minaresi vardır. Diğeri el-Gammâme Camii yahut el-Ariş Camii adını taşımaktadır. Cuma namaz­ları için halkın toplandığı merkezi ibadethanedir. Ta­rihi bir abidedir. Çünkü Hz. Peygamber Muhammed  (S.A.) Bedir harbi sırasında kendisi için yaptır­dığı gözetleme kulübesinin bulunduğu mahalde tesis edilmiştir. Bu kulübenin üzerinde inşa edildiği te­pecik, aşağıdaki ovaya hâkim bir durumdadır ki, iş­te bu ovada meşhur Bedir savaşı verilmiştir.

Mamafih bugün, hurma ağaçlarının yaprakları vesaire ne­batlar bu istikamette görüşe mâni olmaktadır. Membalardan ağır ağır çıkan sular, bir su yolu ile bahçe­ler arasından geçip onları suladıktan sonra, mezkûr iki camiin arasından geçmekte ve abdest suyu olarak da kullanılmaktadır. Hurma ağaçları kilometrelerle uzanmakta, bu arada sebze dahi yetiştirilmektedir. Her hafta Cuma günleri burada hareketli bir de pa­zar kurulmaktadır. Bedeviler uzak mesafelerden ge­lip buralarda toplanmakta, memleketlerinin ürünlerini satmakta veya değiş tokuş yapmaktadırlar. Tereyağı, debbağdanmış deriler, mürver ağacı (balzan) ya­ğı, çeşitli hayvanlar, deve, koyun, keçi ve bazen
da Öküz, yün battaniyeler, çizgili paltolar v.s.
İslamdan evvelki zamanlarda, her yıl burada büyük bir panayır kurulurdu’.  Ve Zu’1-Ka’de ayının ilk günün­den sekizinci gününe kadar devam ederdi. Kuvvetli bir ihtimalle burada da putperestler için bir mabet bulunuyordu. Bugün, tabiatıyla bunun izlerine rastlanamamaktadır.
Sadece Bi’r'uş-Şeyh istikametinden gelirken Bedre bir buçuk kilometre kala oturan bir deve manzarasında, calibi dikkat bir kaya vardır. Cahiliyet devrinde herhangi bir şey kolaylıkla bir put veya fetiş olabiliyordu. İşte bir zamanlar halkın bu kayaya tapmış olması mümkündür.

Posted in Bedr Hakkında | Leave a comment

Vaziyet

Vaziyet

(2. Hicri Yıl, 17 Ramazan/M. 623, 18 Kasım, Cuma)

Hicaz kadar batı Arabistan da umumiyetle arızalı bir toprak parçasıdır; ancak vadiler ve dağ ge­çitleri yol ve ulaştırma hatlarını teşkil ederler; geniş vadiler ise kervanlar tarafından kendilerine yol ola­rak intihap olunmuşlardır. Dağ geçitlerini aşmak da­ha zordur; bunun için kervanlar
zaruret halinde bu yolları kullanmakta, diğer hallerde vadi yollarını ter­cih etmektedirler. Diğer bir deyişle, iki mahal ara­sında çeşitli ve kestirme yollar vardır. İşte Bedir do bunlardan birini teşkil eder. Hz. Peygamber (S.A.) za­manında kullanılan Mekke, Bedir ve Medine arası yol­lar, değişen şartlarla birlikte şimdi tamamen tadila­ta uğramış bir haldedir. İslâm yayılıp, sınırlar geniş­lediği zaman, Hac mevsimi boyunca Kâbe’ye hacca gidenlerin adedi yüz binleri buldu.

Birinci  Dünya Harbin­den evvel içindeki deve sayısı on ilâ on beş bin ara­sında değişen kervanların kendilerine mahsus mu­tat
ihtiyaçları vardı. Tabi atiyle konak sahaları, içmeye elverişli su ve diğer benzeri maddelere olan ihti­yaçlar, tevakkuf mahallinin seçiminde ağır basıyor­du. Bu yüzden Türklerin idaresi devrinden Tariki Sul­taniye vücut buldu. Her ne kadar bugünkü hacılar tarafından pek ender kullanılıyorsa da develer hâlâ bu yoldan işlemektedirler, Suudi inkılâbıyla birlikte, Hicaz dâhilinde motorlu
vasıtalar fiilen hac seyrüse­ferini inhisarlarına aldılar. Bunların arzu ve ihtiyaç­ları ise tamamen değiştir. Hz. Peygamberin (S.A.) en meşhur Hac
yolculuklarında kullanmış olduğu el-Hudeybiye yolu, muhakkak ki Mekke’nin zabtı sırasın­da onları gafil avlamak gayesiyle takip ettiği yoldan bambaşka bir yoldur. Keza, 140.000 müminden. mü­teşekkil bir topluluğa hitap ettiği Veda Haccında da kullanmış olduğu tarik değişiktir. İbn Hişâm ve diğer müellifler bu değişik yolda kullanılan tevakkuf ma­hallerini bir bir zikrederler.

Türk idaresi devrindekinin aksine Suudi ik­tidarı, ilk yıllarda Vahhâbîliğe has dogmatik inanç­ları sebebiyle Hacıların Bedir mevkiine uğramalarına müsaade etmiyordu. Fakat bu bölgede asfalt yol geçer geçmez durumda ani bir değişiklik olmuş ve şim­di isteyen herkes Bedir düzlüğünden geçerken araba­sını durdurup buradaki tarihî mahalleri ziyaret eder olmuştur. Eskiden bu otomobil yolu mevcut değilken, birçok yerlerde mânia teşkil eden bilhassa otomobil yolcularını bıktıran kum yığınları bu havalide mev­cuttu. Yeni yapılan otomobil yolu deve kervanlarının eskiden kat ettikleri güzergâhı, bir iki kısım müstesna, takip eder (haritaya bakınız). Ben yol arkadaşlarım­la birlikte Cidde’den hareketle Medine’ye doğru yola çıktığımda güzergâh mesafesini şu şekilde tespit ettim:

Bugün Bedre gitmek isteyen birinin mezkûr Tariki Sultaniye güzergâhını takiben Medine’den yo­la çıkıp Museycid’de Bedre doğru sapması lâzım gel­mektedir. Birçok seneler evvel, Hindistan’ın Haydarabad şehrine mensup Müslümanlar, bu mühim kavşak yolu üzerinde barınak evleri inşa edilmesi için kâfi miktarda teberruda bulunmuşlardı. Bugün yapılan bu beyaz konaklar, manzaranın hususiyetini teşkil et­mektedirler. Bu evlerden bazıları 1946′da polis tara­fından, bazıları barınak ve bazıları da ilk mektep ya­pılmak gayesiyle işgal olununca, birçok hacı, geceyi samandan kulübelerde geçirmeğe mecbur olmuşlar­dır. Museycid’den sonra, Hayf’ın yanından geçilir. Bu­rası, şimdi büyük’ bir köydür. Fakat, büyük camii ve daha birçok abideleri onun vaktiyle büyük bir şehir olduğuna işaret etmektedir. Bundan sonra, küçük bir
köy olan el-Hamrâ’da durulur. Sonra el-Haskefiyye’ -den geçilerek ertesi gün Bedre varılır. Mekke’den ge­linmek istenirse Bi’r üş-Şeyh’den biraz sonra, Dâr-ül Azra’da Tariki Sultaniye terk edilir. (Bi’r üş-Şeyh için haritaya bak.); deve ile on saatlik bir seyahatten sonra Bedre varılır. Bedir ile Medine arası yol çok hoştur. Arazı mümbittir. Kilometreler boyunca hurma ağaçlan uzanır. Bilhassa Bedir ile el-Hamrâ arasında el-Is denilen bir orman vardır ki bu yer Hz. Peygam­ber (S.A.) devri seyahatlerinde sık sık zikredilmek­tedir. Aynı zamanda tatlı birçok su kaynağı ve büyük deve, koyun, keçi sürüleri için meralar mevcuttur.

Posted in Bedr Hakkında | 1 Comment